CICERO'DA MEKTUP

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink {color:blue; text-decoration:underline; text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed {color:purple; text-decoration:underline; text-underline:single;} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} /* List Definitions */ @list l0 {mso-list-id:79524944; mso-list-type:hybrid; mso-list-template-ids:784336352 945212026 69140505 69140507 69140495 69140505 69140507 69140495 69140505 69140507;} @list l0:level1 {mso-level-number-format:roman-upper; mso-level-tab-stop:192.0pt; mso-level-number-position:left; margin-left:192.0pt; text-indent:-36.0pt;} @list l1 {mso-list-id:1566991634; mso-list-type:hybrid; mso-list-template-ids:-1269533624 69140495 69140505 69140507 69140495 69140505 69140507 69140495 69140505 69140507;} @list l1:level1 {mso-level-tab-stop:36.0pt; mso-level-number-position:left; text-indent:-18.0pt;} ol {margin-bottom:0cm;} ul {margin-bottom:0cm;} --> <!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:Wingdings; panose-1:5 0 0 0 0 0 0 0 0 0; mso-font-charset:2; mso-generic-font-family:auto; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:0 268435456 0 0 -2147483648 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} p.MsoFootnoteText, li.MsoFootnoteText, div.MsoFootnoteText {mso-style-noshow:yes; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:10.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} span.MsoFootnoteReference {mso-style-noshow:yes; vertical-align:super;} /* Page Definitions */ @page {mso-footnote-separator:url("file:///C:/DOCUME~1/fulya/LOCALS~1/Temp/msohtml1/02/clip_header.htm") fs; mso-footnote-continuation-separator:url("file:///C:/DOCUME~1/fulya/LOCALS~1/Temp/msohtml1/02/clip_header.htm") fcs; mso-endnote-separator:url("file:///C:/DOCUME~1/fulya/LOCALS~1/Temp/msohtml1/02/clip_header.htm") es; mso-endnote-continuation-separator:url("file:///C:/DOCUME~1/fulya/LOCALS~1/Temp/msohtml1/02/clip_header.htm") ecs;} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} /* List Definitions */ @list l0 {mso-list-id:1296136053; mso-list-type:hybrid; mso-list-template-ids:1851923338 69140481 69140483 69140485 69140481 69140483 69140485 69140481 69140483 69140485;} @list l0:level1 {mso-level-start-at:0; mso-level-number-format:bullet; mso-level-text:; mso-level-tab-stop:36.0pt; mso-level-number-position:left; text-indent:-18.0pt; font-family:Symbol; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-font-family:"Times New Roman";} @list l1 {mso-list-id:1492140119; mso-list-type:hybrid; mso-list-template-ids:601784320 69140503 69140505 69140507 69140495 69140505 69140507 69140495 69140505 69140507;} @list l1:level1 {mso-level-number-format:alpha-lower; mso-level-text:"%1)"; mso-level-tab-stop:36.0pt; mso-level-number-position:left; text-indent:-18.0pt;} ol {margin-bottom:0cm;} ul {margin-bottom:0cm;} -->
IN LITTERAS TE TOTUM VIDI

( AD Fam. 16.16)


MEKTUP YAZARI OLARAK CICERO

 

Yapıtları günümüze ulaşmış bütün Latin yazarları içerisinde, hiç kuşkusuz Cicero hem çok yönlülüğü hem de yapıtlarının sayısı bakımından açık ara öndeyken diğer yandan üslup açısından da çok güçlü bir yazar olarak kabul edilir. (1) Bugün elimizde olan eserlerinin toplamı yaklaşık olarak beş bin sayfaya tekabül etmektedir. Bunlar; söylevler, belagata dayalı (retorik) eserler, felsefi çalışmalar, mektuplar ve şiirler olarak beşe ayrılabilir.

 

Konumuzu teşkil eden “mektuplar” yaklaşık dokuz yüz (900) adet civarındadır. Bunların yaklaşık 100 adeti tanıdıkları tarafından Cicero’ya gönderilmiş olanlardır. Cicero’nun mektupları kişisel özelliklerinin yanı sıra yazıldıkları dönemlerin tarihsel koşul ve özelliklerini de yansıtan oldukça politik metinler olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Milattan önce 68’den itibaren öldüğü M.Ö. 43 yılına kadar yirmi beş yıla yakın bir süre Cicero mektup yazmayı sürdürmüştür. Bu mektuplardan günümüze ulaşmış olanları dört ana başlık altında toplamak mümkündür;

 

  • Tanışlara Mektuplar (Epistulae ad Familiares) – Bu gruptaki on altı kitap, biri karısı ve çocuklarına diğeri azatlı kölesi sadık Tiro’ya giden mektupların olduğu ikisi dışında tanış olduğu insanlara gönderdiği mektuplardan oluşmaktadır. 68 – 43 yılları arasına tarihlendirilmekte olup Caelius, Trebatius gibi dostlarının yanı sıra Caesar ve Pompeius gibi devrin önemli şahsiyetlerine gönderdiği mektuplar da bu grupta yer almaktadır.
  • Atticus’a Mektuplar (Epistulae ad Atticum) – Cicero’nun hayatı boyunca arkadaşı olarak kalan T.Pomponius Atticus’a gönderdiği mektupları kapsayan on altı kitaptan oluşur. 68 – 44 yılları arasını kapsamaktadır.
  • Quintus Fratrem’e Mektuplar (Epistulae ad Q. Fratrem) – Üç kitaptan müteşekkildir. 60-54 yılları arasında Cicero’nun kardeşi Quintus’a yazdığı 29 mektuptan oluşmaktadır.
  • Marcus Brutus’a Mektuplar (Epistulae ad M. Brutum) – iki kısa kitaptan oluşan bu grupta Caesar’ı senatusta öldürenlerden Brutus’a gönderdiği mektuplar yer almaktadır. Tarih olarak M.Ö. 43 düşülmüş olup uzun zaman bu mektupların Cicero’ya ait olup olmadığı tartışılmıştır.          

 

Üstte saydıklarımızın dışında Cicero’nun kayıp daha doğru bir ifadeyle günümüze ulaşmamış mektupları da vardır. Bunlar;

 

  • Ad Axium
  • Ad M. Brutum
  • Ad Caesarem
  • Ad Calvum
  • Ad filium
  • Ad Hirtium
  • Ad Nepotem
  • Ad Octavium
  • Ad Pensam
  • Ad Pompeium

 

şeklinde sınıflandırılmışlardır.

 

 

Epistulae ad Familiares’in (bundan sonra ad Familiares olarak belirtilecek) üç bölümden oluştuğu düşünülmektedir.

a)      13. kitap  b) 1-9. kitaplar arası ve 14-16. kitaplar arası  c) 10-12. kitaplar arası.

Kitap 13’de yer alan bütün mektuplar “tavsiye” mektubu olarak karşımıza çıkar. M.Ö. 44 yılı yaz aylarında toplanıp basılmış olmaları muhtemeldir. 1-9 ve 14-16 arası kitaplarda yer alan mektuplar ise tavsiye amaçlı yazılmış olanların yanı sıra günümüzdeki “mektup” kavramının anlamına uygun olarak haberleşmek amacıyla yazılmış uzun metinlerdir ve yazılma tarihleri M.Ö 44 yılı yaz mevsiminden öncesine dayanmaktadır. 10-12. kitaplar ise bu tarihten daha sonra yazılmış mektupları ihtiva etmektedir. B ve c şıklarında bahsedilen mektupların yayım tarihleri ise hala tespit edilememiştir. Ancak bazı mektuplarda Antonius’a karşı yapıldığı görülen eleştiriler dikkate alındığında yayım tarihinin Actium savaşından sonraki bir tarih olabileceği düşünülmektedir. Bugün kullanılan “Tanışlara Mektuplar” ( Epistulae ad Familiares) başlığı ise modern bir isimlendirmedir.

 

Yine bu grup içinde karşımıza çıkan Tiro, Cicero’nun yardımcısı (azatlı kölesi), M.Ö. 44’de Cicero’nun mektuplarını biriktiriyordu. Ad Familiares içinde Tiro’dan Cicero’ya yazılmış hiçbir mektup yoktur. Hatta Cicero dışında kişiler tarafından Tiro’ya yazılmış bazı mektuplara rast gelinir.

 

Atticus’a Mektuplar - Epistulae ad Atticum (bundan sonra ad Atticum olarak geçecektir) tamamıyle Cicero’nun Atticus’a yazdığı mektuplardan oluşmaktadır. İlk yayımlanmaları ihtimal ki Cicero’nun ölümünden (M.S. 32) sonradır. Bunun başlıca sebeplerinden biri, Cicero’nun haklarında olumsuz yorumlarda bulunduğu pek çok kişinin o öldüğünde hala hayatta olmaları ve mektuplar yayınlandığı takdirde rahatsız olabileceklerinin düşünülmüş olması olabilir. Ad Atticum içinde yer alan kitaplar kronolojik sırada olup kitaplar içerisindeki mektuplar da aynı şekilde kronolojiktir.

 

Quintus’a Mektuplar - Epistulae ad Quintum (bundan sonra ad Quintum olarak geçecektir) Üç kitap halinde toplanmış olan bu mektuplarla birlikte “Commentariolum Petitionis”[1] den de bahsedilmesi gerekir. Bu doküman Quintus tarafından kardeşi Marcus Tullius Cicero’ya konsüllük adaylığı esnansında gönderilmiştir. Bazı mektuplar bu dokümanda yer alan metodlar üzerinedir. İki kardeş arasındaki yazışmalar Tiro tarafından yayınlanmıştır.

 

Brutus’a Mektuplar – Epistulae ad Brutum (bundan böyle ad Brutum olarak geçecektir) iki kitaptan ibaret olan bu grubun aslında 9 kitap olduğu ve günümüze kalan 8 ve 9. kitaplar dışındakilerin kayıp olduğu düşünülmektedir. Her ne kadar bir dönem bu mektupların hakikiliği tartışılmışsa da bugün için 16 ve 17 dışındakiler tamamiyle sahih kabul edilmektedirler. Bu grubun da yayıncısı Tiro olup yayın tarihi M.S. 43’tür.

 

Henüz Cicero’nun bütün mektuplarının her yönüyle incelendiği bir edisyon kritik mevcut değildir. Böylesi bir çalışmanın yapılması da açıkçası son derece zahmetli bir süreç gerektirmektedir. Yine de bu mektupların muhtevası hakkında farklı çalışmalardan derlenmiş ortak bir fikre ulaşmak mümkündür. Böylesi bir fikir denemesi karşımıza Dr. Ayşe Sarıgöllü’nün 1973 tarihli “Cicero’nun Mektuplarında Beliren Şahsiyeti” isimli doçentlik tezinde çıkmaktadır: “… Cicero’nun Roma tarihinin en karışık ve olaylarla dolu olan bir çevresinde yaşadığını göz önünde tutarsak bu olaylara bizzat karışan, düşünen, hisseden, konuşmayı ve yazmayı çok seven, söyleyecek çok sözü olan ve (bunları)[2] söylemesini de bilen biri olarak Cicero’nun mektuplarının ne kadar ilginç olabileceği meydandadır; … Bu mektuplar içinde özel bir özenme ile, zeka, muhakeme ve üslup imkanlarının hepsi kullanılarak ya bir şey elde etmek için ya bir şey ispat etmek için, ya da kendini temize çıkarmak için resmi bir tonla yazılmış olanlar; anında tespit edilmiş olayları canlı bir dille anlatanlar; üç beş satırla ilginç portreler çizenler; yakınlarına mesela karısı Terentia’ya iç dökmek için yazılmış ümitsizlik, acı, hasret, şefkat dolu olanlar; arkadaşlarını teselli etmek, oyalamak, güldürmek için yazılanlar; kölesi Tiro’nun sıhhatini soranlar ve nihayet Cicero’nun dostu Atticus ile uzun uzun dertleşmek için, işlerinin takip edilmesini istemek, tereddütlerini bildirmek, fikir danışmak için veya sadece sohbet etmek ihtiyacı ile ömrü boyunca yazdığı mektuplar vardır. Bunların çoğu her günkü dille, olay ve intibaları sıcağı sıcağına anlatan, uzun boylu düşünmeden yazılmış, Cicero’nun his ve düşüncelerini olduğu gibi ortaya koyan mektuplardır… Cornelius Nepos İ.Ö. I. yy. tarihini, yani Roma Cumhuriyetinin yıkılışını bilmek için, Cicero’nun mektuplarını okuyan bir kimsenin başka kitapları karıştırmasına lüzum olmadığını söyler. (Atticus, 16)… Cicero’nun mektuplarını okurken kendimizi tarihi olayların ortasında buluruz, o yılların heyecanını yaşamışcasına duyarız; devrin en büyük simaları Caesar’lar, Pompeius’lar, Octavianus’lar tarih kitaplarındaki donuk ve kalıplaşmış şekillerinden kurtulur, gözümüzün önünde sanki yeniden yaşarlar, üzerinde pek çok söz edilen o Roma toplumunu Cicero öyle anlatır, öyle canlandırır ki onun kaynaştığını, coştuğunu, sindiğini gözlerimizle görür gibi oluruz. Cicero’nun mektupları bize Roma müesseseleri, Roma hukuku, Roma devlet yapısı, Roma cumhuriyetinin geçirdiği sarsıntılar, yıkılışı, diktatörlüklerin kuruluş sebepleri hakkında fikir verir…”              

 

 

CICERO DÖNEMİNDE MEKTUP YAZIMI

 

Cicero’nun Mektupları’nı dil ve üslup açısından incelemeye çalışmadan önce, yaşadığı dönem itibariyle Mektup yazımının durumuna bakmak faydalı olacaktır.

 

Cicero’nun zamanında mektuplar genellikle balmumu tabletlere ya da papiruslara yazılmaktaydı. İtalya’da kullanımı Ennius’un zamanına dayanan papirüs zaman içinde balmumunun önüne geçer. Öyle ki balmumu tabletler sadece sürekli yazışan ve özellikle acil cevap bekleyenlerin kullandığı bir gereç haline gelir. Bu yazışmalardan birinde Cicero Lepta’ya şöyle yazar: “…simul atque accepi a Seleuco tuo litteras, statim quaesivi e Balbo per codicillos quid esset in lege.” Bu tip notlara “codicilli” ya da bazen “ pugillares” deniyordu. Cicero’nun tercihi ise papirustu çünkü uzak mesafeler giden mektuplar için, ki onunkiler genelde öyleydi, çok daha uygundu. Parşömen mektup yazımında henüz kullanıma girmemişti.

 

Papirüs en çok Mısır’da üretilmekteydi. Suyun altında yetişen bu bitkinin boyu bir buçuk iki metreye kadar ulaşıyordu. Papirüsten nasıl yazı gereci imal edilir bilgisini Plinius’tan[3] öğrenmekteyiz: Bitkinin kökleri ince şeritler halinde kesildikten sonra düz bir zemin üzerinde birbirine paralel olarak yan yana konur daha sonra doksan derece açı yapacak şekilde bunların üzerine de yine birbirlerine paralel şeritler yerleştirilir ve papirüs kökünden elde edilmiş bir yapıştırıcı ile kaplanıp sabitlenir, daha sonra dövülerek ince bir yaprağa dönüştürülür. Plagula denilen bu sayfalar güneşte kurumaya bırakılarak sertleşmeleri sağlanırdı. Papirus üretiminin merkezi İskenderiye olarak biliniyordu.

 

Mürekkep “atramentum ya da atramentum librarium” daha ziyade mürekkep balığından ya da zamk ve is karışımından imal edilirdi. Mürekkep hokkaları “atramentarium” genellikle silindir şeklinde ve biri siyah biri kırmız mürekkep için olmak üzere iki hazneli olarak üretilirlerdi. Kalemler “calami” daha çok Mısır’da yetişen sazlardan yapılır ve deriden imal edilmiş muhafazalarda “calamarium ya da theca calamarium” taşınırlardı. Yazı takımını tamamalayan diğer unsurlar ise bir parça kurşun “plumbum”, cetvel “regula”, kalem açacağı “scalprum librarium” ve mürekkebi silmek için süngerdi.

 

Mektupların açılış ve kapanışları mektubu yazan ve alana göre bazı kurallara bağlı olarak yazılırdı. Örneğin yakın arkadaşı Paetus’a yazarken Cicero mektubuna “Cicero Paeto” , “Cicero Paeto S.” (S: salutem), ya da “Cicero Paeto S. D.” (S.D.: salutem dicit) şeklinde başlardı. Daha mesafeli olduğu kişilere ise “praenomen” ya da “cognomen” veya her ikisini birden kullanarak giriş yapardı: “M. Cicero S. D. A. Caecinae” ya da “M. Cicero S. D. M. Fadio Gallo” gibi. Yazar ve alıcının her ikisi ya da herhangi birinin resmi bir ünvanı varsa bu ismin başına eklenirdi: “M. Cicero Imp. S. D. L. Paulo Cos” daha da resmi bir durum söz konusu ise başlık şu hale de gelebilirdi: “M. Tullius M. F . Cicero Procos S. D. Cos. Pr. Tr.Pl. Senatui” (Marcus Tullius Marci filius Cicero pro consulate salutem dicit consulibus praetoribus tribunis plebis senatui)

 

Kişinin kendi ailesinin bir ferdine yazarken “suo” ya da “suae” kelimesi eklemesi adettendi, ör: Tullius Terentiae suae S. P. (salutem plurimae). Bu göndermeden sonra “si vales, bene est”“s.v.b.e. – s.v.b (benest)” şekilleriyle yazılırdı. Ancak Cicero’nun bu yönteme fazla başvurmadığı görülmektedir. girişi ya olduğu gibi uzun haliyle ya da

 

Ev halkından birisine yazarken ise bazı kapanış varyasyonlarına sıklıkla başvurulurdu. Bu kapanışlara özellikle Cicero’nun Terentia ve Tiro’ya yazdığı bütün mektuplarda rast gelinmektedir. Bunlar: “vale, etiam atque etiam vale, vale salve, fac valeas meque diligas, cura ut valeas, amanos et vale”. Aile fertleri dışındakilere yazarken yukarıdaki kapanış hitapları daha az kullanılırdı. Eğer mektuba yazıldığı yer ve tarih düşülüyorsa bu genellikle en sonda olurdu. Yer ismi ablativus halde zaman zaman bir edat (praepositio) alarak ya da locativus halde bulunurdu:  “d (datum, datae, datum) a. D. III Non. Oct. Thessalonica, XVIII. K. Apr. Corduba, K. Oct. De Venusio, ex Arpinati VI. Non., data XVI Kal. Sextiles Thessalonica”    

 

Yazımı bittiğinde mektup (papirus) rulo haline getirilir ve etrafına bir halka sarılırdı. Gönderenin kimliği hakkında bir şüphe oluşmaması için de üstüne mühür basılırdı. Bu mühürler aile adını belirten bir özelliğe sahipti. Genelde Asya tipi bir tebeşir kullanılarak yapılan bu mühürler zaman zaman daha etkileyici olması için balmumundan da üretilirdi. Rulonun üzerinde mektubun hitaben yazıldığı kişinin ismi “dativus” halde ve bazı hallerde unvan ve bulunabileceği muhtemel yer adıyla beraber bulunurdu: “M. Lucretio flamini Matris decurioni Pompeus”

 

Mektuplar, sıklıkla mektubu yazdıran kişinin söylediklerini not eden yardımcılar tarafından yazıya geçirilirlerdi. Ancak Cicero’nun en azından Atticus ve Quintus’a yazdığı mektupların bir çoğunu kendisinin yazdığı düşünülmektedir.[4] Bu kanıyı oluşturan bazı ifadeler şöyledir: Atticus’a M.Ö. 59’da yazdığı bir mektupta “numquam ante arbitror te epistulam meam legisse, nisi mea manu scriptam”, M.Ö. 49’da yazdığı bir diğerinde ise “lippitudinis meae signum tibi sit librarii manus” ve M.Ö. 54’de Quintus’a yazdığı bir başkasında da “scribis enim te meas litteras superiores vix legere potuisse, in quo nihil eorum, mi frater, fuit quae putas; neque enim occupatus eram neque perturbatus nec iratus alicui, sed hoc facio semper ut, quicumque calamus in manus meas venerit, eo sic utar tamquam bono”.

 

Cicero’nun özellikle M.Ö. 44 – 43 yıllarında Atticus’a yazdığı mektupları baş yardımcısı Tiro yazmıştır. Spintharus isimli bir başka yazıcı-yardımcının da ismine rastlanmaktadır.[5]  

 

Mektupların gönderilme şekli ise özel ulaklar diyebileceğimiz görevliler vasıtasıyla olmaktaydı. Mektup gönderen ya kendi ulağını (tabellarii) ya da bir tanışınınkini kullanırdı. Mektup yazımı her ne kadar bugünkünden çok daha ciddi ele alınan bir iş olsa da zaman zaman Cicero masa başına oturmayıp yürürken hatta bir akşam yemeğindeki geçiş arasında bile mektup yazmıştır. Bir mektubunda Cassius’a şöyle yazar: “praeposteros habes tabellarios…cum a me discedunt, flagitant  litteras…atque id ipsum facerent commodius, si mihi aliquid spatii ad scribendum darent, sed petasati veniunt, comites ad portam exspectare dicunt.”    

 

O dönemdeki olanaklar göz önüne alındığında mektupların çeşitli bölgelerden Roma’ya gelme süreleri aşağı yukarı şöyleydi: Brundisium’dan Roma’ya altı gün, Sicilya’dan Roma’ya yedi gün, Britanya’dan Roma’ya otuz üç gün, Afrika ya da Atina’dan Roma’ya yirmi bir gün, Suriye’den Roma’ya elli gün. O günlerde bir ulağın günde yaklaşık 40 ila 50 Roma mili yol kat edebildiğini ve mevcut yolların bölgelere göre değişkenliklerini de göz önüne alırsak bu süreler bize çok da şaşırtıcı gelmeyecektir.

 

 

CICERO’NUN MEKTUPLARINDA DİL VE ÜSLUP

  

Mektup Latincesi diyebileceğimiz dil, günlük hayatta kullanılan dilin yani “sermo cotidianus” un bir çeşididir.[6] Latin edebiyatının başlangıcında kültürel anlamda herhangi bir ayrılık-farklılık olmayıp patrici ve plebler tarafından konuşulan tek bir Latince vardı. Edebiyatın filizlenmeye başlaması ile Latince kendi içinde ayrılıp iki farklı kanaldan gelişti. Latinceyi edebi bir dil haline getirme çabası içindeki şairler, özellikle Ennius belli başlı bazı ifade formları ve kelimeleri alarak diğerlerini kullanım dışı bıraktılar. Ancak öte yandan halk gündelik yaşamında çok daha muhafazakar bir tavır alarak edebiyatın reddettiği bu kelimeleri sahiplenmiş üstüne üstlük edebiyatın yüz vermediği ya da çok geç dönemlerde kullanacağı pek çok yeni ifade biçimini de dile kazandırmıştı. Edebi alandaki öncüler ise Grek edebiyatının içinde yoğrulduklarından pek de bilinçli denemeyecek bir şekilde Latin edebiyatını Grek dilinin üstün özelliklerine öykünerek geliştirme yolunu seçtiler. Latin edebiyatı üzerinde güçlü bir etkisi görülen Grek dilinin günlük konuşma dili üzerindeki etkisi ise çok dolaylı olduğundan fazla olamamıştır. Bu ayrımın gündelik konuşma lehine tezahürlerini Cicero’nun mektuplarında görmek mümkündür. Paetus’a yazdığı bir mektubunda şöyle der: “Quid tibi ego videor in epistulis? Nonne plebeio sermone agere tecum?...epistulas vero cotidianis verbis texere solemus.”  (ad Familiares 9.21.1)[7]

 

Mektuplarda karşımıza çıkan “sermo cotidianus”un yapısını çeşitlendiren pek çok etken mevcuttur. Bunlardan bazıları; mektupların yazıldığı kişi ve mektup yazarı ile olan ilişkisi; mektupta ele alınan konular; yazarın bilgi ve kültür birikimi; mektubun yazıldığı yer ve zaman gibi faktörlerdir. Örneğin Cicero’nun arkadaşı Atticus ve kardeşi Quintus’a yazdığı mektuplar diğerlerine göre çok daha içten bir üslup ve rahatlıkla kaleme alınmışlardır. Lentulus’a yazdığı (ad Fam. 1.9) ve daha ziyade politik bir propaganda yazısı olarak görülebilecek “açık mektup” ta Cicero, arkadaşları Trebatius ve Paetus’a yazdığı mektuplarda kullandığı, tabiri caizse dedikoducu dilden farklı bir dil kullanmıştır. Ancak şunu özellikle belirtmek gerekir ki Cicero içinde bulunduğu durum yani çevre şartlarından etkilenen bir yapıya sahiptir ve bu durum mektuplarına yansımıştır. Örneğin sürgündeyken yazdığı mektuplarda üslubun rahatlığı (ad Att. 3. kitap) ve duygu yoğunluğunun çarpıcı betimlemelerle yansıtılması dikkat çeker.

 

Diğer yanda üslup açısından oldukça ilginç bazı özellikler Cicero’nun mektuplarında karşımıza çıkmaktadırlar. Bunların bazıları şunlardır:

 

Latincede başka herhangi bir yerde kullanıldığına rastgelinmeyen ama pek çoğu da yeni türetilmiş olmayan bir çok kelimeyle Cicero’nun mektuplarında karşılaşırız; facteon (facio fiilinden), Sullaturit ( Sulla’yı taklit etmek ), Lentulitas (Lentulus’un sözümona asaleti manasında) , susurrator (gürültücü), subrostrani (aylaklar) gibi.

 

Bir fikri, düşünceyi tek bir kavrama indirgemeyi mümkün kılan “fiilden türetilmiş isimler”, örneğin denuntiatio (ima) (Plancus, ad Fam. 10.8.4), praevaricator (hilekar) (Caelius, ad Fam. 8.11.1) gibi.

 

Mektuplarda bolca karşımıza çıkan ve isimlere, sıfatlara, zarflara ve hatta bunların kıyas formlarına da eklenen“küçültme ekleri”, pulchellus gibi.

 

Sıfatlar, zarflar ve fiillere eklenen ve kelimenin etkisini (gücünü) artıran ya da düşüren -per ve –sub öneklerinin kullanımı; perbenibolus (çok iyi niyetli, çok iyi olan) (ad Fam. 14.4.6), subirascor (oldukça öfkeli) (Att. 9.7.7), pervesperi (gece için çok geç manasında) (ad Fam. 9.2.1), subinanis (neredeyse boş) (Att. 2.17.2), subturpiculus (oldukça acıklı) (Att 4.5.1)

 

-ad, -con, -de, -dis gibi ön eklerle türetilmiş fiiller de dikkat çekici derecede çok olup –dis ön eki kulanım sayısı açısından diğerlerinden oldukça fazladır, ör. Discupio ( çok istemek) (Epist.XLVIII.2)

 

Tekriri fiiller (sürekli bir tekrar belirten fiiller) sıklıkla kullanıldığı gibi saepe ya da crebro gibi kelimelerle beraber de karşımıza çıkmaktadırlar; ventito (sürekli gelmek, sık sık gelip durmak, gelmek eğiliminde olmak) (Matius, ad Fam. 11.28.7), ostentare crebro solebat (sürekli övünme merakında olmak) (Dolabella, ad Fam.9.9.2) Bu tip kullanımlar gündelik dilde tekriri kullanımın anlama kuvvet katan bir uygulama olarak yer etmiş olduğunu bizlere göstermektedir diyebiliriz.

 

Melez kelimeler az da olsa çoğunlukla Atticus’a yazılan mektuplarda karşımıza çıkar, Pseudocato (Cato taklidi) (1.14.6), tocullio (tefeci) (Att. 2.1.12)

 

Gündelik konuşma dilinde değişmeden kalmış bazı kullanımlar çoğunluk Cicero’ya yazılmış mektuplarda karşımıza çıkar örneğin isto=istuc (Cael. Ad Fam. 8.15.2), illi=illic (Cael. Ad Fam 8.15.2) ablativus olarak kullanılan qui (ad Fam. 2.16.2), ast=at ( ad Att. 1.16.17;3.15.6), absque=sine (ad Att. 1.19.1). Cicero’nun yazdığı mektuplarda son derece az olan bu kulanımlar “isto” ve özellikle “mi” kullanımlarıyla görülür.

 

Cicero’nun mektuplarında karşımıza çokca çıkan ilginç bir uygulama da Senkop (syncopated) kullanım ya da orta heceyi yutma olarak ifade edebileceğimiz kullanımdır. Özellikle fiillerin geçmiş zaman çekimlerinde Cicero’nun bolca başvurduğu bir yöntemdir. Ör. Consuesti (consuescor, -vi) ( Caecina, ad Fam. 6.7.6), pugnarunt (pugnaverunt) (Cael. Ad Fam. 8.11.2)

 

Hallerin kullanımı ile ilgili olarak Mektuplara baktığımızda karşımıza çıkan tablo özetle şöyledir: Accusativus hal genel anlamda edebiyat alanında kullanılandan biraz daha fazla ve rahat kullanılmıştır. Özellikle “partem” şekliyle karşımıza çıkan zarf kullanımlı accusativus ve “mangam, maiorem ve minimam” gibi sıfat kullanımlı accusativus’lara çok sık rastlanmaktadır. Genetivus hal normal kullanımlarında görülmektedir. Dativus kullanımında ise referans kullanım özellikle “ecce” ve “hic” ile öne çıkmaktadır. Ör: “ecce tibi et Bruti et tuae litterae (Att. 14.19.1), at ille tibi…pergit Brundisium ( Att 8.8.2). Ablativus kullanımının Türkçede “tarihe not düşmek” manasına karşılık gelebilecek kullanımı ilgi çekicidir.  “novis magistratibus” (Cael. Ad Fam. 8.16.3), summis Circensibus (Cael. Ad Fam. 8.12.3) gibi. “in” prepozisyonunun ablativus ile kullanımı ise çoğu yerde zamansal kullanımın yerine geçmiştir; “in Victoria hominis necessari = cum vicisset homo necessarius (Matius, ad Fam. 11.28.2)

 

 

MEKTUPLARDA CICERO   

 

İncelemeye çalıştığımız Mektuplar ve başvurduğumuz kaynaklardan anlayabildiğimiz kadarıyla Cicero çok yönlü bir kişiliktir. Bu yönlerini Mektuplar’ından çıkarmak mümkündür: Cicero şiddeti ve savaşı sevmeyen ve mümkün mertebe bunlardan uzak durmaya çalışan bir insandı. Hatta spor oyunları ve gladyatör dövüşlerini de sevmez ve izlememeye çalışırdı. Buna sebep olan en önemli etkenin ölüm korkusu olduğu düşünülebilir. Diğer yandan Cicero son derece duygusal bir insan olarak karşımıza çıkmaktadır. Zaman zaman mantıklı kararlar verse de genel kanı Onun daha ziyade hislerine önem vererek hareket ettiği yönündedir. Bu da ister istemez karar alma anlarında Cicero’yu güçsüz bırakmış ve dostu Atticus’tan sık sık yardım istemiştir. Özellikle başta Atticus olmak üzere Paetus, Caelius gibi yakın dostlarına yazarken Cicero süslü bir üslup kullanmaktan kaçınmış, kısa cümleler, gündelik olarak kullanılan deyimler ve bol miktarda Grekçe deyişlere yer vermiştir. Bu kullanımlar yakın olduğu dostlarıyla yaptığı yazışmalardaki samimiyeti göstermeleri bakımından önemlidir zira Encyclopedia Britannica’ya göre Cicero’nun kullandığı bu gündelik dil bugünkü anlamıyla “argo” bir dildir.  

 

Yine de her fırsatta sahip olduğu hitabet ve yazma gücüyle düşmanlarına şiddetli bir biçimde hücum etmekten geri durmamıştır. Tam bir Cumhuriyet aşığı olarak nitelendirebileceğimiz Cicero Caesar’ın suikastçılarına “Tebrik ediyorum sizi. Çok sevinçliyim. Sizleri seviyorum ve ilgiyle takip ediyorum. Esenlikler diliyor ve neler yaptığınız ile olan biten hakkında beni bilgilendirmenizi rica ediyorum.” şeklinde yazarak duygularını açıkça ortaya koymuştur. Yakın dostları dışındakilere yazdığı mektuplarda Cicero ağdalı bir dil kullanarak uzun cümleler kurmuş, parantez gibi bir takım işaretler kullanarak ifade ettiği düşünceyi zor anlaşılır bir hale sokmuştur. Bunun sebebi bir ihtimal felsefi yazıları ve konuşmalarındaki üslubu aynen bu mektuplarda da kullanmak istemesi olabilir.   

 

Cicero’nun Mektuplarından Onun gösterişe oldukça meraklı olduğu sonucunu çıkarmamız hiç de zor değildir. O beğenilmeyi ve övülmeyi seven ve isteyen bir kişiliktir. Bazen kendi kendini över ve bunu çok uç noktalara taşımaktan geri kalmaz. Acılarını da oldukça abartılı bir şekilde dışa vurduğu görülmektedir. Örneğin sürgündeyken ondan daha acılı daha zor bir durumda kimsenin olamayacağını söylerken kızı öldüğünde onun anısına bir tapınak yaptırmaktan bile bahseder.

 

Bütün bunlara karşın çok önemli meziyetleri de elbette vardır Cicero’nun. Mesela zaaflarını ve kusurlarını bilir ve bunları zaman zaman açık yüreklilikle belirtir. Gerektiğinde tevazu gösterir ve kendinden üstün olanların hakkını teslim eder. Şiirde kardeşi Quintus’un, genel bilgide Varro’nun tarih alanında Atticus’un üstünlüğünü kabul eder. Bir türlü yıldızları barışmadığı halde Caesar’ın zekasına hayranlık duyar. Cato’nun karakter ve dürüstlüğünü över. Alçak gönüllülüğüne örnek olarak kölesi Dionysios’un gelip kendisi ve oğluna bir şeyler öğretmesini istediği satırları örnek verebiliriz. ( ad Att. 4.15)

 

Cicero mektuplarından anladığımız kadarıyla merhametli bir insandır. Ailesini seven, dostlarına dostluk kavramına önem veren biridir. Kendisine yapılan iyiliği unutmaz. Kölelerini sever ve onlara karşı anlayış ve merhamet gösterir. Cömerttir ve kapısı daima konuklara açıktır.

 

Bilgiyi ve bilgi sahibi insanları yaşları ne olursa olsun önemser, sever ve onlara saygı gösterip onlarla birlikte vakit geçirmekten memnunluk duyar. Güzelliği, sanatı sever heykel ve mimariden zevk alır. En büyük mutluluk kaynağı ise kitaplarıdır. Roma’ya karşı büyük bir sevgi duyar ancak huzura karşı duyduğu istek sebebiyle yılın büyük bölümünde Roma dışında sahip olduğu villalarda yaşar.

 

Cicero’nun Mektuplar’ı Onun karakter özelliklerini bize göstermesinin yanı sıra edebiyatla ilişkisini, çalışma tarzı ve eser verme nedenleri hakkında da bizi aydınlatmaktadır. Diğer yandan Roma’nın tarihi, kültürü, anlayışı ve yapısını anlayabilmemiz açısından son derece önemli olan bu Mektuplar için Cicero’nun sonraki yüzyıllarda yaşamış bir muhalifi[8] bile şu sözleriyle Mektupların hakkını teslim etmiştir: “ …eğer bir tanesi hariç Cicero’nun bütün eserlerinin birdenbire yok olacağı öğrenilseydi, herkes hemen Mektuplar’ı kurtarmak isterdi.”         

 

KAYNAKÇA

 

Abbott, Frank Frost; “Commentary on Selected Letters”, 1909, Boston Ginn and Co.

 

Bennet E., Charles; “Selections from Cicero, Orations, Letters and De Senectute”, 1922, Allyn and Bacon

 

Demiriş, Bedia; “Eskiçağ’da Yazı Araç ve Gereçleri”, 2002, Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Yayınları:4, Ege Yayınları

 

Lewis T., Charlton; “A Latin Dictionary Founded on Andrew’s Edition of Freund’s Latin Dictionary”, 1879, Oxford at the Clarendon Press

 

Roberts, John ed.; “The Oxford Dictionary of The Classical World”, 2005, Oxford University Press

 

Sarıgöllü, Ayşe; “Cicero’nun Mektuplarında Beliren Şahsiyeti”, Doçentlik Tezi, Dil, Tarih-Coğrafya Fakültesi Latin Dili ve Edebiyatı Kürsüsü,AÜDTCFY 197, 1971, Ankara Üniversitesi Basımevi

 

 


[1] Commentariolum petitionis: mektup formunda yazılmış yaklaşık 5000 kelimeden oluşan ve seçim taktikleri hakkında Quintus Tullius Cicero tarafından kardeşi Marcus Tullius Cicero’ya konsül adaylığı esnasında yardımcı olmak için M.Ö. 64 yılında gönderilmiş yazı. İçerik açısından üç bölümden oluşmuştur: birinci bölüm “novus homo” olmanın getirdiği dezavantajları aşmanın gerekliliği, ikinci bölüm seçim desteği sağlamanın metodları ki bu da kendi içinde iki kısımdır a) kişisel bağlantılar yoluyla b) halkın oyunu direkt olarak kendilerinden isteme (bu yol pek önemli ve yararlı görülmezdi), üçüncü bölüm ise kısaca rüşvetten nasıl sakınılır ya da buna nasıl karşılık verilir hakkında öneriler içermekteydi.

[2] Aktaran tarafından eklenmiştir

[3] Historia Naturalis, XIII, 68-82

[4] Abbott, Frank Frost; “Commentary on Selected Letters”, 1909, Boston Ginn and Co.

[5] a.g.e.

[6] a.g.e.

[7] a.g.e.

[8] Carcopino, Jerome, Les Secrets de la Correspondance de Ciceron, L’Artisan du Livre, Paris 1947

Yorum Yaz